Bir Kurtçuk ki Hep Benimle

Bir Kurtçuk ki Hep Benimle

Günah, içini tırmalayan ve insanların bilmesini istemediğin şeydir, demiş Rasulullah sallahu aleyhi ve sellem. Ne de güzel demiş. Bir âlim bulmak zorunda değilsin anlamak için. Çok kolay, dupduru. Hani balkona son bi su dökersin akar gider ne varsa. Öyle dümdüz, dolambaçsız bir hakikat. Günah, içini tırmalayan, insanların bilmesini istemediğin şeydir.

Hadi buyrun buradan beraber yakalım:  Kimliklerimizden oluşuyoruz, bir değil bin kişilik kadro iç denizlerimiz. Şöyle demiştim çok zaman evvel ” Ey kımıldanan iç denizlerim, size uygun mütercim bu sabah da bulunamadı.” Sonra kendime tercüman olmam gerektiğini öğrendim. İnsanın kendisiyle geçinmesi her zaman kolay değil. Bu, balkon değil de halı yıkamaya benziyor. Fırçala babam fırçala. Yine de çıkmayan bir leke bulursun. Bazen gelirler soldan soldan, kendinden bir yere kaçmak da mümkün değil. Bir çatı altında yaşamayı öğreniyorsun. Belki de öğrenmek değil mecburiyettir. Yüce Rabbim bana öğretmeyi ve anlatmayı verdi dünya serüvenim içinde. Bir şefkat tokadı olarak olaylar şöyle gelişir: Hata yaparım. Sonra bir sessizlik. Derken bir talebem soru sorar. Keşke çarpım tablosu sorsa, denklemleri de severim, havuz problemlerine bile tamamım. Çözeriz. Keşke kelimenin kökünü sorsa. Fakat onlar, kalbe kök salan hastalıklardan sorarlar. Cevabını bilirim, Kur’an öğretmiştir, sünnet öğretmiştir.

Buradan sonra sessizlik biter. Yüksek sesle anlatmaya başlarım. Fakat konuşan ben değilimdir. Ayetler hadisler konuşur. Hâliyle kendime de hoca olurum, kendimi dinlemeye koyulurum. Hoca olan ben, çok iyi biri. Tespitleri hep isabetli, ayet hadis ezberi güzel konu bağlantıları yerinde. Onu dinleyen ben, genelde çok mahcup biri. Duydukları karşısında dudaklarını ısırır, yapmamasını öğütlediği hâlleri 10 dk önce yapmış olduğu mıh gibi önüne dikilir. Sesim azalır, yok olur. Talebe zanneder ki hat kopuyor, yoksa hoca tünele mi girdi? Hat kopmuştur, hocanın iman ettiği hakikatlerle arasına nefsi girmiştir. 

Nefse rağmen nefisle beraber hoca olmak çok zor. Elma ağaçları orada ne güzel ve güneş tam doğup battığı yerde nefis. Hoca, olduğu yerde eğilip bükülmekten fıtık oldu. Kalbi çoğu zaman sıkılmış ıslak çamaşırlar gibi.  İnsan olmak, insan kalmak bütün bunları güzelce yapmak çok zor. Kalbe perhiz yaptırsak da içimizde bir canavar hep uyanmayı bekler durur. Öldürmek çözüm değil yönetmezsek birer köleye dönüşüyoruz. Özgürlük türküleri yakan, ahlak bekçiliği yapan ama damarına basıldı mı hemmen uyanan artis bir canavara. Ayh!

Yorum yap