Allah’ın Adaleti Nerede?

Allah’ın Adaleti Nerede?

Dünyada hiçbir terazinin tartamayacağı acılar var: Mesela evladını üst üste kaybeden anneler, sürekli düşük yapmış hanımlar, tecavüze uğramış hanımlar. Bunlar çok büyük acılar. Sayısız acı var. Eziyet gören çocuklar, haksızlığa uğramış adamlar, akla hayale gelmez kötülükler var.

İnsan dünyada en büyük mutlulukları elde etse, bütün kötü sahneleri atlatsa bile, gerçekten kalbinden bunun izini silebilir mi? Bence silemez. Silemezsin, yani hatırladığında hüzünlenirsin, delirmezsin ama, hüzünlenirsin.  İşte inanıyorum ki, bazı acılar ve kederler sadece cennette silinebilir. O yüzden cennet var. Bazı şeyler var ki bu dünyada, buranın adaleti ona yetmez. Mahşer var. Öyle hesaplar var ki insanlar arasında, yani birileri belki o kadar canımızı yaktı, o kadar büyük hakkımıza girdi ki ya da belki biz birisinin hakkına girdik. Bu dünya o hakta hesaplaşmaya yetmez. Bu dünyanın cezası da yetmez.

Mesela çocuğu parçalanmış bir annenin içini nasıl bir ceza rahatlatabilir ki? Kısas olsa bile, çocuğunu parçalayan adamı burada parça parça öldürseler bile annenin içi soğur mu? Yine soğumaz. Çocuğu gitti çünkü ve gelmiyor. O anne o acıyı ancak cennette unutabilir. Cennete kadar Rabbine isyan etmeden bu dünyada sabrettikçe dereceleri artar. İnşallah cennette o yavrusuyla kavuşur.

Dünyaya çok mutlu olacağız, pembe panjurlu evimiz olacak diye bakma. Böyle bir şey yok. Ama reklamlarda, dergilerde, dizilerde sürekli bize empoze edilen şey cennet villaları, cennet gibi bir yaşam, harika günler… Allah bize böyle bir şey vaad etmiyor. Allah diyor ki, ‘Dünya çok karışık bir yer. Sana on yıllık kocan/karın ihanet edebilir, çocukların seni yarı yolda bırakabilir, annen baban kalbini kırabilir, çok sevdiğin bir dostun seni üzebilir…’ Çünkü dünyada insan beşerdir, şaşar. Hayal kırıklığına uğradığımız gibi hayal kırıklıklarına sebep de oluruz.

Senin hayatında her şey çok yolunda olsa bile, çok yakın bir arkadaşının başına gelenler kalbini dağlayabilir. Dünyada olan bu kadar zulüm uykularını kaçırabilir, ki kaçırması lazım. Demek ki dünyada defosuz bir mutluluk yok. Mutluluklarımız kusurlu, böyle de olmalı. ‘’Yalnız hüznü vardır kalbi olanın.’’

Kur’an ise bize iç huzur, sekinet sağlar. Her şeyin Allah’tan geldiğini bilmek, buna iman etmek; bize delirmemeyi verir. Üzülürsün, ama bilirsin ki geçecek. Allah bunu yönetiyor. Mutlaka bunda bir hikmet var ve bunların hesabı sorulacak. Mahşere iman ediyoruz. Bu bekleyiş bizi rahatlatır. Yoksa bu dünyanın sistemi bu dünyanın adaleti yetmez. Yetiyor mu?

Ateistlerin en büyük sorularından birisidir. ‘Allah adilse (şüphesiz öyledir) neden iyiler zulüm görüyor, neden kâfirler rahat içinde?’  Allah adil, ancak adaletin yüzde yüz tecelli edeceği yer dünya değil, dünyaya sığmaz o adalet. İnsanların yaptığı o kadar büyük kötülük var ki, onların bedelini ödemek bu dünyaya sığmaz, sonsuz azap onlar içindir.

Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.

İbrahim Sûresi 48. Ayet

Peki Allah neden kötülüğü yaratıyor? Allah kötülük yaratmaz. Kötülüğe müsaade eder. Neden? Allah, her insana irade, seçme kapasitesi verdi. İçimizde iyi de var kötü de. Kim neyi seçerse ona göre bir yol tutar ve sonunda hesabını verir.

‘’Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik. Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.’’

Tin Sûresi 4,5,6

İnsan, meleklerden üstün olacak seviyede yaratıldı. Ancak hayır yolunu tutmayıp, iman etmeyip, gücünü iradesini kötülük için kullanırsa aşağıların aşağısına iner, hayvandan daha aşağılık bir varlık olur. Diyoruz ki ‘’Bunu insan olan yapmaz, nasıl yapmış!’’

Doğru, insan olan yapmaz.

Demek ki aşağıların aşağısına inmemek için iman etmeye muhtacız, salih ameller işlemeye ve başımıza isabet edenlere sabredip esas adaletin tecelli edeceği yere dek beklemeye muhtacız. Derdimiz, alacağımız haklar olmasın. Derdimiz, bir hakka girdik mi, korkusu olsun. Gözleri dehşetten dışarı fırlayacak insanlardan olmaktan Allah’a sığınalım. Hiç şüphe etmeyelim, Allah hiçbir hakkı yerde bırakmaz. Bizim derdimiz her gün daha iyi bir insan olmak, bir yarayı sarmak, tohum ekmek, su dökmek olsun. Böyle böyle insan olalım, insanlığımızı koruyalım, kim bilir yolun ilerisinde meleklerden üstün oluruz. Kim bilir..

Unutma, yürümek istediğin yol neyse sana o kolaylaştırılır.

 

Yorum yap