İlknur Ablanın Nefis Çorbası

İlknur Ablanın Nefis Çorbası

Efenim kendi okulumuz diye demiyorum, bütün çalışanları hakikaten gayretli, sıcak, maharetli insanlar. Temizlikle ve mutfakla uğraşan ablalarımızın yorgunluğu mutlaka tahminimizden büyük. Yine de onları her zaman muhabbetli bulmak mümkün. Ellerinin becerisi kadar gönüllerinin güzelliği de çok. Onlardan biride nefis yemekleriyle bilinen İlknur Ablamız. Geçtiğimiz haftalarda bir çorba içeyim diye öğlen arasında yemekhaneye çıktım. Çık çık bitmiyor. Bir kusur sorarsanız, benim gibi nefesi üç basamakta kesilenler için bu merdivenleri gösteririm. Neyse, öle öle çıktık. Ne olduğunu pek de anlayamadığım kıvamlı çorbayla kâsemi doldurup oturdum. İlk kaşığı almamla bütün dersin uğultusu yorgunluğu kalktı üstümden. Yahu bu ne güzel ne hafif ne leziz çorba! Koştum İlknur Abla’ya tarif istemeye. Hemencecik verdi.

Güzelliği paylaşan, sade bende olmasın yayılsın, diyen insan bulmak güçtür. Aslında şimdilerde insan bulmanın kendisi başlı başına güç. Her neyse, biz ikisini de bulduk. Bulduk ama dinlediğim tarifi gelin görün ki unuttum. Unuttuğumu da unuttum. Dün yeniden o çorbayla karşılaşıncaaaaa ‘Ah!’ dedim. İşte yine o çorba. Tekrar tarif aldım ama bu sefer not ederek. Ee  boşa dememişler söz uçar yazı kalır. Gevezeliği bırakıp ne zaman tarife geçecek, diyorsanız, işte şimdi o an geldi. İlknur Abla nasıl anlattıysa öylecene anlatıyorum:

”Şimdi Hocam, sana 1 patates yeter! Yanına 1 havuç 1 soğan 2-3 diş sarımsak. Bunları irice doğra yağda bir güzel kavur. Sonra üzerine su çek. Güzelce pişecekler. (Bu esnada tuz da ekleyelim bence sebze tuzuyla pişsin) İyice yumuşadıktan sonra blenderdan geçir, püre hâline getir.

Diğer tencerenin de altını aç. (Diğer tencere nereden çıktı, diye sormayın canım alın oradan bir tane) Tencere mutlaka kuru olsan. 2 kaşık un ekle bu unu kuru vaziyette kavur. Aman dikkat et Hocam un kesilir! Kokusunu duy ama yakma, kesilmesin de, kavrulsun. 1 kaşık tereyağı az da sıvıyağ ekle, karıştır.  1-1,5 bardak soğuk sütü ekle kısık ateşte hızlıca çırp. Pişirip püre hâline getirdiğin sebzeleri sütle unun üzerine ekle karıştır, kıvamı ayarlayana dek su ilâve et. İçine karabiber, pul biber, nane, kırmızı biber de ekle güzelce karıştır. Biraz kaynadıktan sonra hazır. En son üzerine yağ, nane ve kırmızı biberle sos yap ki onu mutlaka yap. Çorban hazır.”

Bu çorbanın tepeleme 1 tatlı kaşığı tuzu kaldıracağını düşünüyorum ama dengeli olmakta ve tadarak hareket etmekte hayır var. Sebzeleri kaynatırken 3 su bardağı su kullanırsak, sonrasında kıvamı ayarlamak daha kolay olur gibi. Kıvamlı bir mercimek çorbası elde edeceğinizi hâyâl edin. Bunların bir araya gelince bu kadar lezzetli bir çorba olacağını asla düşünmezdim. İşte, kiminle kimin, neyle neyin güzelleşeceğini, yakışacağını, tam ona göre olacağını bazen kestiremiyoruz. Emin olduğumuz nice uyumdan geriye ise hüsran kalabiliyor.

Velhasıl, evvela kader kısmet. Patatesle havuçtan nasıl buraya geldin, derseniz; mutfaktan hayatın bütün felsefi alanlarına gitmek mümkün derim ama bunu sonra uzun uzun konuşuruz. Çorbayı denerseniz bana da söyleyin. Bu yazı cumartesi yayımlanacak, şimdi ise günlerden salı. Öğlen hiçbir şey yemediğim için açlıktan ölecek gibiyim. Eve gidince çorbayı deneyeceğim.

İlknur Ablanınki kadar güzel olursa değmeyin keyfime!

Yorum yap