Çiçekler Çürütmeden Nasıl Kurutulur?

Çiçekler Çürütmeden Nasıl Kurutulur?

Merhaba merhaba merhaba!

Çiçekleri hem elbisemde hem masamın üstünde hem penceremin önünde hem kırların içinde.. onları her yerde pek seviyorum. Sadece canlıyken değil solup gittikten sonra da hayatımda tutmak istiyorum yıllardır, öyle de yapıyorum. Onları sevdiklerime hazırladığım hediyeleri paketlerde kullanabildiğim gibi onlardan minik buketler yapıp hediye olarak sunabiliyorum.

Alıp da mutlanmayan hiç olmadı 🙂 Yine de onlarla ilgili bir yazı yazmak aslında aklımda yoktu. Bir hanımefendi mesaj gönderdi geçen gün. ”Çiçeklerinizi nasıl çürütmeden kurutuyorsunuz?” diye, ben de dedim madem anlatayım kalıcı olsun.

Öncelikle bahçemizde dökülmeye duran çiçekleri özellikle misafir geleceği zaman toplar soframıza koyarım. Bu artık bilindik bir parçası oldu yemeklerimizin, çay saatlerimizin.

Ancak tomurcuğa duran dallara ilişmiyorum. Bir de çiçeklerin renklerini birbirine karıştırmayı çok seviyorum 🙂

Sonra mevsimi geldikçe karşıladığım çiçekler olur. Çiçekçi önlerinde büyük vazolarda:

Lisyantus (Japon Gülü diye de geçer)

Biberlerin hemen arkasındaki zarif hanımefendiler!

Frezya

En alttaki sarılar, ilk hâllerini bulamadım galerimde.. Nefistirler.

Nergis, görünce de nasıl şenlenirim! Bilemezsiniz.

Bu Nergisleri iki yıl evvel serin bir akşam üstü Canan Abla getirmişti, çiçekçilere o yıl gelmemişti. Çok çok çok sevinmiştim bulduğuma. Fakat güzeli aramak da bulmak kadar güzel doğrusu.

Çiçekçiden aldıklarımı eve getirince sarılı oldukları paketten çıkarıp önce yayarım sonra evdeki vazolara gönlümce bölerim. Bazen de çiçek alanlar olur onlara da aynı işlemleri uygularım, tek vazoda bekletmek pek adetim değil.

Suyun dibine metal bozuk para bırakınca solma süresi uzuyor, bilginize. Fakat el mahkum illâ ki soluyor hepsi 🙂 Zaten solsunlar; yaşlanma karşıtı kremleri sevmiyorum, yapay çiçekleri ve çok parlak olan hiçbir şeyi. Güneş dahi doğarken ve batarken ne güzel. Dimdik parladığında, yoruyor gözü. Çok ışık benim gönlümü de yoruyor. Işıltı, taşlardan değil de mutluluktan olunca güzel. Reklam ajansları da benim için çalışmıyor zaten, mesele yok 🙂

İyice hâli tükenen çiçeklerimi vazodan çıkarıp çürümeye duran sap kısımlarını kesiyorum. Elimde kuru sapıyla kalıyor çiçekler, burası çok mühim. Hiç ıslaklık kalmamalı. Daha sonra masaya ince bir bez serip çiçekleri dal dal üzerine yayıyorum, mümkünse güneş alan bir yere. Her günün sonunda çeviriyorum dengeli şekilde kurumaları için. Eğer saplar yine de fazla uzunsa yeniden kesiyorum. En azından 1 hafta böylece bekliyorlar.

Tüm nemini kaybedip iyice kuruduktan sonra çiçeklerimiz hazır. Ahşap bir kutum var, yıllar evvel aldım boyayacaktım sonra sade daha güzel olduğuna karar verdim. Olduğu gibi duruyor, vernik bile atmadım, pişman değilim.

Dağlar, gök, ağaç olduğu gibi kalsın ne olur. İnsana gelince.. o, olduğu gibi kalamaz, değişmemesi mümkün değil. O zaman hep daha iyiye ve güzele doğru olsun yolumuz, derim. Beyazlarımı da boyamıyorum mesela. Değil rahatsız olmak bana iyi hissettiriyor. Biliyor musunuz, ne zaman çoğaldılar, gün gün biliyorum. Bazı bilmekler mühim. Bazı bilmekler bizi biz yapan parçalar. Onları seviyorum. 

Neyse, işte kuruyan çiçekleri incitmeden o ahşap kutuya koyuyorum kapağı yarı açık bırakıyorum, yoksa rutubet yapabilir, belli olmaz. Hiçbir şeyden çok emin olmamak lâzım. Ay bir çiçek kurutma anlatacaksın amma da uzattın, diyebilirsiniz. Haklısınız. Hiçbir işi sadece ‘bir iş’ olarak görmediğim için böyle oluyor. Buna da üzülüyor değilim.

İşlemlerin sonuna geldik, size de ahşap bir kutu da bekletmenizi tavsiye ederim. Rengini neredeysen hiç kaybetmeyen çiçek Frezya içlerinde.

Her seferinde hayret ediyorum direncine. Yani maharet kurutanda değil Yaratanda 🙂 

İnşallah sizin için istifadeli bilgiler olmuştur. Dilâra’dan asla sadece bir tarif alamazsanız, mutlaka söyleyecek başka şeyleri de vardır. Ne yapalım, zaten onu ya çok seversiniz ya da çok uzaksınızdır. Sevenler dinlerken yorulmaz birbirini, uzaktakilere ise sesimiz zaten ulaşmaz. Hâliyle de rahatsız da etmeyiz.

Kalbî bir düzen bizimkisi, zorbalık değil.. Çiçekli günler dilerim!

Yorum yap

2 yorumlar