Önce Söz Sonra Söz

Önce Söz Sonra Söz

-Derste öğrencilerimin kendi aralarında nezâkete yakışmayan kelimeler seçmelerini duymam üzerine aramızda geçen konuşmayı metin hâline getirdim. İstifade edilmesi ümidiyle..

‘’Yahya . Ebû Kesîr şöyle nakleder: ‘’Adamın biri merkebe binmişti. Merkep tökezleyince adam, ‘Merkep yüz üstü düştü’ dedi. Bunun üzerine sağındaki melek, ‘Bu söz bir iyilik değil ki yazayım!’ dedi. Soldaki melek de, ‘Bu söz bir kötülük değil ki yazayım!’ dedi. Cenâb-ı Hak soldaki meleğe şöyle vahyetti: ‘Sağdaki meleğin yazmadıklarını sen yaz.’ Bunun üzerine, ‘Merkep yüz üstü düştü.’ Sözü adamın soluna yazıldı.’’

-Hocam, saçma değil mi ama? Bu söz de sola yazılır mı?

Kelimenin mahiyetini bilmediğin için böyle düşünmen normal, haklısın. Ancak, Allah bir karar vermişse bilmeliyiz ki bu saçma değil, en hikmetli olandır. O zaman aklımıza uymadığında veya şaşırdığımızda önce hatırlayacağız ki Allah demişse bu meselenin doğrusu budur. Anlamak, görmek için taze bir bakışa ihtiyacımız var demektir. Cevabı beraber bulalım istiyorum. Bu söz de sola yazılır mı? Söz bu kadar mühim mi?

Birbirine haram olan bir kadın ve adam, nasıl helal olur? Evlenerek değil mi? Peki, nikah nasıl olur? Ellerimizi kesip kan mı akıtırız, yoksa çok uzun görevler mi verilir, dağları mı aşarız? Müslüman bir adam ve kadının birbirine helal olması için iki şart vardır. Kabul etmeleri ve şahitleri olması. Tek bir kelime ile eş olurlar. Nedir o? ”Kabul ettim.” Bunu karşılıklı söylediklerinde şahitlerde oradaysa nikah hasıl olur. Az evvel ellerinin değmesi haram olan iki insan artık yakınlardır, birdirler. Aynı yatağa girebilecek kadar perde kalkar. Ne ile olur bunlar? ”Kabul ettim.” demekle.. Boşanmak isteyen insanlar ne yapar? Onlara uzun görevler, yollar mı vardır? Bir erkeğin ”Boşadım/boş ol” demesi veya mahkemede karşılıklı olarak boşanmak istiyoruz diyerek durumu karara bağlatmaları nikahın düşmesi yeterlidir. Bir saniye öncesinde aynı yatağa girmeleri helal olan iki insan bir kelime ile nikahı fes eder, böylece yeniden el olurlar. Artık birbirlerine dokunamazlar. Yabancıdırlar. Bağları koparan nedir? Kelime..

Kafir olabilmek için gereken ”inanmıyorum” demektir. Allah’a, meleklere, peygamberlere, ahirete, kadere.. hepsine veya tek birine inanmıyorum diyen kişi küfür sahibidir. Müslüman değildir. Sonsuz azaba muhataptır. Ona azabı garanti kılan nedir? ”İnanmıyorum” kelimesi. Durumu nasıl değiştirebilir? Şahadet getirerek. Yani yine kelimeyle. Müslüman olmak isteyen kişiye önden  verilen görevler var mıdır? Şu şehre gideceksin, şunları yapacaksın, bunları satacaksın, şu kadar para önden yatıracaksın, niyetini ispat edeceksin… Hayır, kişi sadece inanmaya karar vermişse  söylemesi yeter. Der ki ”İnanıyorum. Eşheduenla ilaheillallah ve eşhedu enne Muhammeden Abduhu ve Rasuluhü’. Böylece İslâm kapısından girmiş olur. O an ölse, Allah da mağfiret ederse, cennet kapısının açılması mümkündür. Az evvel cehennemde sonsuza dek kalacak olan kul bir dakika sonrasında cennet kapısının önündedir. Nasıl aşılır bu yol? Kelimeyle..

Daha da geriye gidelim. Hz. Adem’e. Rabbimiz önce topraktan balçık, balçıktan bedenin yarattı. Sonra ona ruh üfledi. İnsanı yarattı. Yaratılışın başlangıcında Rabbimiz dedi ki:

وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّٖي جَاعِلٌ فِي الْاَرْضِ خَلٖيفَةًؕ

” Ben yer yüzünde bir halife yaratacağım.”[1]

Melekler şaşırdı ve anlayamadılar. Sordular:

قَالُٓوا اَتَجْعَلُ فٖيهَا مَنْ يُفْسِدُ فٖيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَٓاءَۚ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَؕ

”Yer yüzünde kan dökecek ve bozgunculuk çıkaracak birini mi yaratacaksın?”[2]

Öncelikle meleklerin soru sorma sebebi, yargılamak değil anlamak istemeleri sebebiyledir. Rabbimiz buyurur:

  قَالَ اِنّٖٓي اَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ

”Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.”[3]

Sonra da Hz. Adem’e kelimeleri öğretir. Eşyanın ismini. Hangi eşyanın? Tüm kainatın. Hz. Adem yaratılan ruhların her birinin ismini, görevini, kim olacaklarını öğrendi. Yaratılan varlıkların, eşyaların da isimleri tek tek öğretildi. Böylece Adem (as) isimleri saydı. Melekler bu sahne karşısında Rabbimize yönelerek dediler ki ”Sen münezzehsin.” Secde emrini de böylece yerine getirdiler. Ancak İblis, insanın ruhunu ve bilgisini yok sayarak onun sadece toprak oluşunu görmek istedi. Sadece istediği yerden görmek, bütün hayırlara kör kesilmek şeytanın en belirgin özelliklerinden biridir. O da biliyordu ruhun ehemmiyetini. O da duymuştu Hz. Adem’in eşyanın isimlerini saydığını. Şahitlik etmişti ilmini. Ancak bilmez, görmez, anlamaz kesildi. İsyan etti. Çünkü kibri galip geldi.

Meleklerin secdesine geri dönersek. Onları hayran bırakan ve haşyetle Allah’a olan saygılarını, itaatlerini göstermek için Hz. Adem’in önünde eğilmelerine sebep olan meziyet nedir? Hz. Adem’in eşyanın isimlerini saymış olması. Meleklerden üstün olması neyle mümkün olmuş? Kelimeyle.. Kelimelerin ilmini öğrenmesiyle. Öğrenme kabiliyetiyle. Çünkü meleklerde bu mevcut değildi. İnsanın yaratılışında ise öğrenme becerisi vardı. İnsan, öğrenen, öğrendiğini anlayan, bunu söyleyebilen bir varlıktı. Kelimeye sahipti. 

Şimdi biraz ileri gidelim. Rasulullah (sav)’ın zamanına. İslâm düşmanları Kur’an’ın yayılmasını engellemek için türlü planlar kurarak günü akşam ediyorlardı. Ancak akşam olunca gizlice hemen her biri Kur’an sesi dinlemek için Müslümanların kapısına üşüşüyordu. Onları etkileyen neydi? Kur’an henüz kitap dahi değildi. Rasulullah’ın (sav) evinden alevler çıkmıyordu veya Müslümanlar uçmuyordu. Düşmanı o kapıya sürükleyen sebep neydi? Kur’an’da geçen kelimeler. Onlar Allah’ın kelimeleriydi.. Allah-u Teala Kur’an’ı Kerim’i tarif ederken mucizedir diyor. Neresinde mucizesi? Onu son kitap yapan, kıyamete kadar bütün nesillere faydası ve ilmi yetecek olan kitabı özelliği nedir? Belagâtıdır. Kelimeleri, cümleleri, içindekiler. Bize anlatarak öğrettiği hakikatler.

İçinde sadece namaz, örtü, oruç mu var zannediyorsunuz? Öyle değil. Tarih var. Ruh var. Psikoloji var. Toplumsal meseleler, kadın erkek ilişkileri, aile, arkadaşlık, ticaret… Bu hayatta bize ne lâzımsa, Kitabımızda var. Ne ile mucize sahibi olmuş bu Kitap? Kelimeleriyle..

Şimdi , ‘Merkep yüz üstü düştü’ sözünün yazılması daha makul geldi mi? Bir anlamı oldu mu?

-Evet Hocam, anladım, büyük bir şeymiş.

Hem de ne büyük. Bu dil var ya bu dil.. İnsanı cehenneme götürmeye tek başına yeter. İşte yavrucuğum omuzlarımızda iki melek bizimle. Biri sağda biri solda. Onların görevi yazmak. Ağzımızdan çıkan ne varsa yazmak. ”Ya, be, hişştt..” gibi hecelere değin yazıyorlar. Kehf Suresi 49. Ayette Rabbimiz buyuruyor:

وَوُضِعَ الْكِتَابُ فَتَرَى الْمُجْرِمٖينَ مُشْفِقٖينَ مِمَّا فٖيهِ وَيَقُولُونَ يَا وَيْلَتَنَا مَا لِهٰذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغٖيرَةً وَلَا كَبٖيرَةً اِلَّٓا اَحْصٰيهَاۚ وَوَجَدُوا مَا عَمِلُوا حَاضِراًؕ وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ اَحَداً

‘’Artık kitap (amel defteri) ortaya konmuştur; suçluların, onda yazılı olanlardan korkuya kapılmış olarak, ‘Vay halimize! Bu nasıl kitapmış! Küçük-büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!’ dediklerini görürsün. Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye haksızlık etmez.’’

Yazılan defterler bittiğinde kitaba dönüşmüş olacak. Her insan kendi kitabını yazıp ölecek.

Bu sebeple sabahları diyorum ki aman Dilâra, meleklere boş şeyler yazdırma ki telefondaki mesajlarımızı, yaptığımız yorumları, beğenileri de yazıyorlar… Hayli zor bir dikkat, gözlerinizi büyütmekte haklısınız. Ben de çok zorlanıyorum, hatalar yapıyorum ama insan yüzde yüz başaramasa bile bu gayret üzere olursa, korunmuş olur. Bazen bir şey diyecek oluyorum. Küfür değil, argo değil, haram da değil ama boş bir söz. Kendime diyorum ki ”Yahu melek bunu niye yazsın!” susuyorum. Maalesef her zaman başaramıyorum. Çoğu zaman sonradan fark ediyorum. Yine de böyle düşünmek bana bir fren sistemi ve tövbe etme olanağı sağlıyor.

Siz de kendinize bu fren sistemini kurun, hayat boyu da kullanın, olur mu? Başaramadığımız olacak, yeniden deneyeceğiz. Son ânâ kadar gayret edeceğiz. En azından ‘denedik’ diyeceğiz.  Tamam mı?

-Tamam hocam. Gerçekten bu sefer anladım. Saçma değilmiş. Hiç saçma değilmiş..

 

[1] 2/ Bakara Suresi, 30

[2] 2/ Bakara Suresi, 30

[3] 2/ Bakara Suresi, 30

Yorum yap