Minhacü’l Abidin Okumaları 3-4: Gazali’yi Anlamak ve Minhâc’a Giriş

Minhacü’l Abidin Okumaları 3-4: Gazali’yi Anlamak ve Minhâc’a Giriş

Kitaba geçmeden önce, İmam Gazali’nin kafa yapısını, içerisinde bulunduğu toplumların kafa yapısını, nelere meylettiklerini, nasıl bir islam ortamı içerisinde yaşadığını anladık. Minhac’ül Abidin, muhtevasıyla tasavvuf görüşlerini yansıtır, daha doğrusu yozlaşmış tasavvufun içerisinden saf tasavvufu, İslam’ın ince ayarlarını ortaya çıkarır. Felsefeden etkilenilmiş ve filozofların örnek alınarak sistemleştirildiği tasavvuf reddedilmesi gereken tasavvuftur; Cüneydi Bağdadi’nin, Abdulkadir Geylani’nin, Fudayl bin İyad’ın tasavvufu ile cennetin yolu daha rahat bulunur. Gazali ilk başlarda felsefeye meyledip en meşhur felsefeci olmasına rağmen o yoldan dönmüş ve gerçek tasavvufu ortaya çıkarmıştır, bu kitap da ömrünün son 2 yılında telif ettiği bir kitaptır ve bu dönem de Buhari ve Müslim’e yöneldiği zamandır, felsefe ile uğraştığı zaman dilimi değildir.

Diğer bir husus ise; hiçbir alim, hiçbir müctehid masum değildir. Ashab-ı Kiram’dan sonraki en büyük müctehid bize göre İmam-ı Azam Ebu Hanife’dir, daha binlercesi de vardır. Mezheb imamımız Ebu Hanife için bile ”Yazdığı ne varsa hatasızdır” demek caiz değildir. Çünkü o da beşerdir, ademoğludur, masum olması için peygamber olması gerekir ancak Hatem-ül Enbiya (sav) bu dünyaya geldi ve Rabbimiz’in yanına göçtü dolayısıyla artık bir peygamber gelmeyecek. Bu sebeple hiçbir kimse, hiçbir âlim, hiçbir müctehid tamamen hatasız, kemale ermiş olamaz. Hz. Peygamber (sav) yaşadığı dönemde sünnetine uymanın ve bunun sınırlarını râşid halifelerin sünnetini de içine alacak şekilde genişletmenin gerekliliğini belirtmiştir. Hz. Ali’de bu halifelerden birisidir ve dünyada yaşarken cennetle müjdelenmiş bir insandır. Hz. Ali’nin faziletlerini saymak bile haddimize değil bizim. Buna rağmen  bir ayeti yanlış yorumladığı söylenince ”Siz yanlış biliyorsunuz, bana nasıl yanlış yaptın dersiniz” dememiş ve hatasını kabul etmiştir. Hz. Ali’ye müctehid, âlim demeyeceksek başka kime müctehid, âlim diyeceğiz? Üstelik Hz. Peygamber’in (sav) amcasının oğlu ve damadı. Fakat tüm bunlar Hz. Ali’nin de tamamen günahsız olduğu anlamına gelmez ancak mükemmel bir insan olduğu gerçeğini de değiştirmez. Peygamberlerden başka kimse günahsız değildir, çünkü onların ismet sıfatları vardır ve peygamberlerden başka ismet sıfatı taşıyan bir beşer yoktur.

Bu tespit kitaplar için de geçerlidir. Minhac’ül Abidin ve diğer bütün kitaplar için ” Bu kitaptan daha iyisi olmaz, en iyisi budur.” demek yanlıştır. Çünkü her kitabın daha da iyisi vardır ki o Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an-ı Kerim daha iyisi olmaz tek kitaptır çünkü O’nun sahibinin Kemâl sıfatı vardır. Başka hiçbir kitap için bu sıfattan bahsedemeyiz. Kur’an-ı Kerim harici bütün kitaplarda eksikler vardır demekte abes bir iştir. Bir kitabın eksik yönleri olabilir belki de eksik bir yönü yoktur. İmam Gazali bu kitabı yazarken gayret etmiş, notlar almış, bir çok ilim biriktirmiş ve  bilgilerini aktarmış bizim için mükemmel bir kitaptır. Yarın başka bir alim çıkıp daha iyisini yazabilir ya da ”şu konuya şunu da eklemeliydi, şu ayeti şurada yazmalıydı, şu konu eksik” diyebilir belki de haklıdır ancak bizler ehli sünnet alimlerinin kitaplarını okurken bir hata, eksiklik bulmak için okumuyoruz. Biz arı gibi, kitabı çiçek görür, konar, balımızı alır bereketini Allah Teala’dan bekleriz.

Minhac’ül Abidin müslümanın dinini daha iyi yaşaması için yol gösteren bir kitaptır. Kur’an-ı Kerim’in trilyonda biri bile etmez. Tıpkı güneşin ısıtma gücü ile bir avuç kömürün ısıtma gücü arasındaki kıyas kadar anlamsızdır. O halde Kur’an-ı Kerim okuyalım ne diye Minhac’ül Abidin okuyoruz ki derseniz derim ki ”Güneş bütün dünyayı ısıtacak kadar sıcaktır ama güneş ısısıyla pirzola pişiremezsiniz. Pirzola pişirmek için 1 avuç kömüre ihtiyacınız var. Güneşte pirzola pişirememenize rağmen güneşin çokta sıcak olmadığını iddia etmezsiniz. Dolayısıyla Minhac’ül Abidin, Kur’an’dan lezzet alarak okuyalım diye yapmamız gereken bir ön hazırlıktır. Bu kitaptan yol yordam öğreneceğiz. İnşaallah kitabın sonuna geldiğimizde Kur’an-ı Kerim okurken daha bir lezzetle okuyacağız, bir hadis okuduğumuzda daha bir başka anlayacağız.

Bu kitapta İmam Gazali bize abdestin namazın farzlarını, orucun hükmü ve incelikleri gibi meselelerden bahsetmeyecek. Bize şeytanın hilelerine takılmadan nasıl cennetin yoluna gireceğimizi  gösterecek. Bu kitabın içinde konu olarak belki yüzden fazla ana başlık geçecek. Hepsinin ortak noktası ise ”Bir mümin cennet yolunu bu dünyada nasıl bulabilir; şeytanın hilelerinden kurtulup Allah’a nasıl kavuşabilir?”  Ön sözünde “Çok zor cennete ulaşmak.” diyerek başlıyor, en son sözü de öyle bitecek. Minhâcü’l Âbidîn’in tek özelliği var:  Cennete giderken Mümin sıkıntısız bir şekilde nasıl gidecek? Daha çok mantığımız üzerinden, dünyaya kapılmadan, Allah’ın cennetine gitmeyi tarif edecek.

İmam Gazali eli kılıç tutmuş, savaşlarda kahramanlık yapmış bir şahsiyet değildir. Ancak dönemin alimleriyle boğuşmuş bir şahsiyettir. Gazali hocasından okudu, kendi okudu yetişti ve tonlarca ilimle doldu. Bir de yıllar boyunca diğer alimlerin ithamlarını gördü. Bir çok ilim merkezi, ilim şehri gezdi. Onlarca münazarada bulundu ve ömrünün sonuna doğru bütün bu bilgi birikimlerini bize Minhac’ül Abidin ile sundu.

Gazali’nin lakabı Hüccet’ül İslam (İslam’ın Delili) lakabı verilmiş. Biz de Gazali’ye bir meslek bir branş verecek olsak kalp uzmanı derdik. Şeriat ilimlerinde kalp ”manevi ilimler” demektir. Mesela Gazali’den namaz kılmayı öğrendiğinizde %30 etkileniyorsanız, gıybetin, hasedin kötülüğünü okursanız %70 etkilenirsiniz. Çünkü bu alanlarda daha uzman. Kalbe ait ince ayarları diğer alimlere göre daha iyi toplayıp derlemiştir.

İmam Gazali vefat ettiği çok oldu ancak Allah Teala kalemine ilmine öyle bir bereket vermiş ki hâlâ bizleri etkisi altında bırakıyor. Gazali’nin ilmini çorba kaşığıyla ilaç içer gibi tüketmek yanlıştır, ilaç zehirlenmesi yaşatabilir. Bu sebeple parça parça, ihtiyaç nispetinde faydalanmak daha doğrudur. Çünkü bir ilmihal kitabı gibi değildir üzerine düşünülmesi gereken bir kitaptır. Biz arı gibi aşırıya kaçmadan çiçekten balımızı alacağız kendi peteğimize bakacağız.

 

 

 

Yorum yap