Arkadaşım Abdurrahman

Arkadaşım Abdurrahman

Selamun aleykum ve rahmetullah. Bugün Abdurrahman ile sohbet etmek için yanına geldim. Biz seninle tanışalı iki yıl oluyor değil mi Abdurrahman? Sen o gün ayakkabı boyuyordun.

Evet abla.

Sonra biz arkadaş olduk seninle, çok sevdim ben Abdurrahman’ı! Biraz kendini tanıtır mısın, kaç yaşındasın, neler yaparsın? Kaç yıldır buradasın?

On üç yaşındayım, altıncı sınıfa geçtim, Afganistanlıyım. Adım Abdurrahman soyadım Farzan. Ayakkabı boyuyorum. Beş buçuk altı senedir buradayım, çok alıştım. 

Bugüne kadar hangi işlerde çalışmıştın?

-Ayakkabı boyadım, simit sattım, oto lastikte çalıştım, çay ocağında çalıştım, saniyeye girdim, Ramazanda kaymak sattım. Şimdi Pandemi var, yine ayakkabı boyamaya çalışıyorum.

Yorucu olmuyor mu Abdurrahman?

Olsun abla, şikayet etmiyorum, çalışmak lazım.

Allah bereket versin. Bir günde en fazla ne kadar kazanabiliyorsun Abdurrahman?

Şimdi en fazla 30-40 en az 20 lira abla. Pandemi’den önce saat sabah 12’den akşam 11 buçuğa kadar çalışıyordum. Şu an 11’den akşam 9’a kadar ancak çalışabiliyorum. 

Peki ev baya kalabalık kaç kardeştiniz?

-Yedi kardeşiz abla, en büyükleri benim.

En sevdiğin ders nedir okulda, anlayabiliyor musun dersleri?

Tabii anlıyorum, en çok İngilizce’yi seviyorum abla.

Ooooo! Yabancı dil, ne güzel. Benim çok kötüydü İngilizcem Abdurrahman hiç sevmezdim. Şimdi şimdi öğrenmeye çalışıyorum.

-Abla benim de çok iyi değil ama dersi çok seviyorum.

Ne güzel! Peki, seni rahatsız eden şeyler oluyor mu burada?

Bazen oluyor, ayakkabı boyarken mesela rahatsız eden oluyor küfür edenler oluyor durduk yere. Niye memleketinden geldin, niye sen savaşmadın, diye.

Oysa sen orada helalinden paranı kazanıyorsun Abdurrahman. Eli iş tutmayacak nice insan sataşıyor belki de sana. Ben seni çok takdir ediyorum, hem okuluna gidiyorsun hem ailene destek olmak için seni tanıdığımdan beri çalışıyorsun hiç gocunmadan. Çok seviyorum seni ve inanıyorum ki ileride çok güzel yerlerde olacaksın. Ne olmak istiyordun ilerde?

-Eskiden Astronot olmak istiyordum şimdi polis olmak istiyorum.

Peki bir hayalin var mı Abdurrahman, istediğin bir şey.

-Yok abla, ben olana şükrederim.

Allah’ın size haksızlık yaptığını düşünüyor musun hiç? İnsanlar daha rahat bir yaşam içinde?

Hayır abla, nasiptir bu. Haksızlık değil. Nasip diyorum.

Allah’ın adaletine yine de güveniyorsun, ne güzel. Biliyor musun Abdurrahman, insanlar çok nimet içinde olmalarına rağmen durup durup Allah’ın adaletini sorguluyor.

Abla eskiden biz de rahattık, bir evimiz vardı, babam polisti. Ama şimdi Allah bizi bir sınava soktu. Bu hâllere düştük. Her şey nasip.

Abdurrahman siz bu sınavı çok iyi atlatıyorsunuz inşaallah. Çünkü şikayet ettiğinizi hiç görmedim. Çok izzetli insanlarsınız. Senin merak ettiğin bir şey var mı, ben cevaplayayım, sohbet ediyoruz karşılıklı olsun!

Var aslında, sen küçükken ne olmak isterdin?

Ben küçükken avukat olmak istiyordum, sonra psikolog olmak da istedim fakat öğretmenlikte de hep gönlüm vardı. Aslına bakarsan ben çok geveze bir çocuktum, insanlara hep bir şeyler anlatırdım, öğretmeye çalışırdım kendi kendime. Sonra öğretmen oldum, mesleğimi çok seviyorum. Ama bu üç meslek arasında dönmüştür kalbim. Hâlâ psikolojiye ilgim var. Ben hep fayda verecek bir işim olsun istedim, yani kalplere faydası olsun istedim.

Avukatlık daha çok yakışır sana aslında abla.

Öyle mi dersin? Ama ben çok üzülürdüm o işi yapsam Abdurrahman.

Neden ki?

Ağlardım herhalde mahkemede haksızlık olunca, ne bileyim eve gidince uyuyamazdım. İşle evi ayıramazdım. Gerçi şimdi de ayıramıyorum ama adaletin bir yerinde olmak daha zor olurdu. Hele bu sistem içinde.. Öğretmenliği çok seviyorum. Senin var mı çok sevdiğin bir öğretmenin?

Var abla Mustafa Vahapoğlu, ilkokuldayken öğretmenimdi. Trabzonluydu, çok yardım etti bana hiç haksızlık ettirmedi hâlâ özlüyorum onu.

Peki Abdurrahman hatırlayınca seni çok mutlu eden anılar nelerdir?

-İlkokulda arkadaşlarımla oynadığım zamanlarda çok mutluydum abla. Şimdi ortaokulda dalga geçiyorlar neden bilmiyorum, benimle oynamıyorlar. Üzülüyorum, oyun oynadığım zamanları özlüyorum o zaman çok mutluydum. Keşke geri ilkokula dönsem diyorum.

Seni tanıdıkça burada da çok sevecekler ben eminim. Bu sohbetimizi sitede yazı olarak yayınlayacağım inşaallah, var mı okuyuculara bir tavsiyen? Ne söylemek istersin insanlara? Öğüt ver onlara.

Oldukları yere şükretsinler, sürekli daha fazlasını istemesinler. Daha kötü durumda olanlar da var. Hep oldukları yere şükretsinler, şikayet etmesinler. Ben hep şükrediyorum abla.

İyi ki tanıştık seninle Abdurrahman, ben de buna çok şükrediyorum.

(Abdurrahman’ı ne zaman arasam, bir şeye ihtiyacın var mı, desem; yok abla her şeyimiz var, der. Oysa bizim hep bir şeylere ihtiyacımız var. Ailesi de kendisi kadar izzetli. Daima şükür hâlinde ve gayret içinde olan bu insanlar, kendimden utanmama sebeptir. Abdurrahman’ı ne zaman görsem bana gülümser. Oysa bizim suratımızı asacak çok sebebimiz var. Abdurrahman, yürekten şükrü ve şikayetsizliği bana öğreten arkadaşım. Onun yaşını aşan vakur duruşu, koca kalbi beni gölgelendirir. Siz de tanıyın istedim. Belki kendinize sorarsınız, gerçekten bir şeylere ihtiyacım var mı? Gerçekten şikayet edecek sebepler içinde miyim?)

Yorum yap

4 yorumlar