Son Düzlük / İtikâf

Son Düzlük / İtikâf

Ramazan ayına henüz girmemiştik, çocuklara ”Bir misafir gelecek, biz kal diye önüne de serilsek kalıcı değil, gidecek. Onu razı edenler olacak, kötü ağırlayanlar olacak.. Çok kıymetli bir misafir gelecek. İnsan kıymetli misafire hazırlık yapmaz mı hiç?” demiştim. Ders boyu, neden böyle kıymetli olduğunu, nasıl bir rahmet zamanının geldiğini tefekkür edince, sonunda hepimiz iknâ olmuştuk: Hazırlanmamız gerek!

Geldi, gidiyor bile. Heyecanla başladığımız kitaplar, ibadetler, niyetler suyu  çekilmiş bir göle döner şu günlerde. İlk günlerin istikrarı azalır, yavaş yavaş Ramazan’ın uhreviyetinden uzaklaşarak, iftarlar sadece bir akşam yemeğine sahurlar gece hazırlığının yorgunluğuna dönüşür. Karantina da olsak bile dünya mutlaka bizi meşgul edecek sebepler bulmaya devam eder. Bir taraftan da en heyecanlı yerinden biten dizinin yeni bölümü gelir. Menüydü, iş güçtü, çolul çocuk derken… Bayram sabahı gelir. E ne oldu şimdi?!

Olmaması gereken şeyler..

Size nasihat etmeye, elimi belime koyup kızmaya değil de elimi uzatmaya geldim. Gevşemek nedir, hedefleri kaybetmek değil, yapamamak nedir, ipin ucunu kaçırmak ve günleri ziyan etmek nedir, pek iyi bilen bir kul olarak ”hadiyin” demeye geldim.

Dünyanın işi ve mazereti bitmez. Ancak Ramazan biter. An yalnızca şimdidir. Düşünmek, tefekkür etmek, Kur’an okumayı ve anlamak için gayreti artırmak, namazları sakince uzun uzun kılmak zamanıdır. Nasıl diyelim, gezmek hep güzeldir de ılık bir havada tatlı rüzgarla güneş yakmaz ama ılık ılık sırtımıza dokunurken, sevdiklerimizle gezmek başkadır ya hani. İbadet de hep güzeldir Ramazanda ise güneş de rüzgar da bizden tarafadır. Koşullar, kul olmak için hiç olmadığı kadar uygundur. Beden de ruh da yönelmek için her zamankinden daha hazırdır. Yeter ki duysak.

Duymamızı kolaylaştıracak sünnet de bize miras. Nedir o? İtikâf.  Sözlükte “hapsetmek, alıkoymak; bir yere yerleşmek, oraya bağlanıp kalmak” anlamlarındaki akf kökünden türeyen i‘tikâf, bu mânaları yanında kişinin kendisini sıradan davranışlardan uzak tutmasını, fıkıh terimi olarak da ibadet amacıyla ve belirli bir şekilde erkeklerin camide, kadınların evin belirledikleri bir odasında kalmasını ifade eder. İ‘tikâfa giren kimseye mu‘tekif veya âkif denir. ˁkf kökünden gelen ˁākif عاكف  “adayan” sözcüğünden alıntıdır. Yani Ramazanın sonunda kendimizi Allah için ibadete adadığımız 10 günün adıdır. Olabildiğince sade şekilde izah edeceğim:

  • Abdest alınır Allah rızası için itikâfa girmeye niyet edilir
  • İtikâf süresince namaz, Kur’an ve hadislerle meşgul olunur.
  • Bütün bir yılın muhasebesi yapılır, ibadetler ameller gözden geçirilir, tevbeler tazelenir.
  • Güzel niyetlerle dualar edilir. maksat Allah ile yakınlığı artırmaktır.
  • İtikâfta bulunduğumuz süre boyunca zorunlu hâller dışında odadan çıkılmaz. ihtiyaç (tuvalet, abdest, yemek almak gibi) giderilince hemen itikâf yerine oyalanmadan geri dönülür.
  • Yemek de kalınan oda da yenir. Az yemek nefsin istediklerini yememek daha iyidir.
  • 1 saat 1 gün 10 gün itikâf olur, duruma göre kısa süreli itikâfların tercih edilmesinde beis yoktur. En güzeli ise 10 gün sürendir.

Pek kıymetli kardeşim, öncelikle buraya kadar geldiğin için teşekkür ederim. Dilerim ki ummadığın güzellikler ve müjdeler senin için sıralanmış bekliyordur. Onlara doğru yürümen gerek. Yürümemiz gerek. İtikâf işimizi kolaylaştıracak muazzam bir yol.

Bunun yanı sıra itikâfta olmadığımız anlarda da olabildiğince:

  • Az konuşup çok düşünelim.

Her konu hakkında fikrimizin olduğu şu günlerde durmaya, bilmiyorum demeye, vaziyetimizi değerlendirip hatalarımızı kabullenmeye öyle ihtiyacımız var ki.. Çünkü kendini bilmek tevbeyi ve gayreti de beraberinde getirir.

  • Çok okuyalım.

Kur’an’ı, anlamını, kainatı, başımıza gelen hadiseleri, nimetleri.. Rabbimizin öğrettiği gibi okuyalım.

  • Muhasebe yapalım.

Fakat cüzdan yahut banka hesaplarını değil de amellerimizi. Ne ektik ne biçtik? Hiç ekmedik mi, daha kötüsü kötü tohumlar mı ektik kalbimize, bakalım, Sökülmesi gerekeni sökmek için en uygun zaman. Güzel niyetler için en uygun zaman.

  • Umut tazeleyelim

Kendimizden, ömrümüzden ahiretimizden ümit kesmek sadece şeytanı mutlu eder. İman etmiş olana umutsuzluk haramdır.  Gün doğar, bazen dünyaya bazen dünyamıza. Mutlaka doğar.

  • Duayı ve gece ibadetini artıralım.

Gecemizi ihya etmedikçe günlerimizi inşâ edemeyeceğimizi unutmayalım. Gücümüz nispetince en azından gayret üzere olalım.

  • Daha az yemeye ve her canımızın istediğini yememeye gayret edelim.

Nefse her istediğini verirsek gücü artar. Onun gücü arttıkça bizim irademiz zayıflar. Kendi bacağımıza sıkmayalım.

  • Namazlarımızı mümkün mertebe elimizden gelen en yavaş en sakin şekilde kılalım.

 

  • Günlük zikir ve tesbihatı artıralım.

( Peygamberimiz (sav) tavsiye ettiği zikir ve duaların bir kısmı Tavsiyeler isimli bölümde mevcut)

  • Her an Allah’ı düşünmeye gayret edelim. O’nun bizi her an gördüğünü hissetmeye çalışarak tamamlayalım günlerimizi.

  • Kadir Gecesi’ni son geceye kadar şevkle arayalım aman ha gevşemeyelim.
  • Af dileyelim, ne yaptıysak, geri de kalsın.

  • Affedelim, ne olduysa, işte oldu. Biz önümüze bakalım.

Herkesin koşulu ve imtihanı başkadır. Rabbimiz sadece gayret edip etmediğimize bakacak. ”Aman geçti zaten” deyip ipi bırakmakla yakaladığımız yerden tutmak arasında kocaman bir iman farkı var. Ne olur, ipi tutalım. Tutalım ki

Bayramımız bayram olsun, bayramımız bayram olsun..

Selamun akeykum ve rahmetullahi ve berekatuhu.

Yorum yap

1 yorum