Cevabı Olmayan Sorular: 2

Cevabı Olmayan Sorular: 2

 

Kabulümüz görmekle başlar. Yaprak dökülür hazana inanırız, çiçeklenince bahara. Önce görür, sonra karar veririz. Fakat kışın da açan güller vardır. Baharın ortasında kuruyan ağaçlar. Orada olması için hiçbir sebep yokken, hiçbir koşul uygun değilken var olmasına beliriverir veya bütün koşullar var olması için uygunken yok olabilir. Onlara hiç ses etmeyiz. Çünkü alıştığımız bilgiler yetmez onları anlamaya. İnsan anlayamayınca ne yapar? Görmezden gelir, geçer gider, yokmuş kabul eder. Unutma zırhını geçirir zihnine ve kalbine. Üzerine düşünmez, açmışsa açmış, solmuşsa solmuş işte ona ne? Zırhını tam geçirememişse bile -mış gibi yapar.

İşte size bir savunma silahı daha. Sadece bilmez ki bu silah önce sahibinin kalbini vurur. Kendini kandırmak belki senelerce sürdürülebilir ama bir an. Tek bir an insanın ömrünü başına geçirmeye yeter. Bir çiçek açtığında, gömülürken en sevdiği. Hatırlayınca mâziden tazecik lekesiz bir ânı, yıllardır taş ettiği kalbi tuzla buz oluverir elinde. Görmezden geldiği ne varsa birikir mıhlanır orada her bir zerresine. İnsan, bir gün görür hakikati. Elbet görür. Ama çiçek yok olmuştur ama ağaç sökülmüştür yerinden. Toprak çekilmiştir yerin altına, ekecek basacak yeri kalmamıştır. Görür ki ”Burada vaktiyle bir bahçe vardı, yok demiştim. Varmış! Yok saya saya yok etmişim, kendimi daldan budaktan mahrum etmişim.” İster dizini dövsün ister kalbini urgan iğneleri ile diksin, kendi kendine, önemi var mı?

Görmek için illâ bahçeyi talan etmek mi gerekir? Ağacı sökmeden köklerine inanmak niye böyle zor gelir? İnsan, gördüğü kalpten şüphe ederken hiç utanmaz mı kendi kalbinden? İnsan bu ya sana, olabilir her şey. Kızma, küsme, bekleme. Köklerini sökme ve dökme çiçeğini. Bahçe, yok dediler diye yok olmaz. Görmek istemeyen kendisini gölgelikten mahrum eder, işte hepsi bu. Şimdi üzülmesi gereken bahçe midir, onu görmeyen mi? Ne kötü, üzüntü yalnızca hak edenlerin bölüştüğü bir duygu değil. Hangi tarafta olursan ol, kalbin varsa, görüyorsan üzülürsün. Haklı kim, galip kim, mühim değil. O hâlde sorulacak soru şudur:

Bütün bunlara değer mi?

Yorum yap