aradığınız kula şu anda ulaşılamıyor

aradığınız kula şu anda ulaşılamıyor

”Bana uymuyor.”

Başlanan ders ve niyetlerden birkaç hafta sonra duymaya alıştığımız ilk cümledir bu, defalarca kez kendisini tekrar eder.

”Bana uymuyor.”

Gitmeyi hiç istemediğimiz düğünlere yorgun argın öle öle gidebiliriz. Çünkü ayıp olur. Söz verdiğimiz o buluşmaya, çok üzgün de olsak söz verdiğimiz için kalkar gideriz. Çünkü bizi bekleyenler vardır. Gitmezsek gerçekten ayıp olur.

Biliyor musunuz, Allah için buluşmaya sözleştiğimizde, hayırlı bir işe niyet ettiğimizde melekler bizden evvel buluşma yerine gider beklerler. Şahitlik etmek, yardım etmek, işimizi daha bereketli kılmak için. Melekler, bizi bekler. Söz verdiğimiz sözün sahibi olan Allah bekler. Fakat ayaklarımız çakılıymış gibi kalkıp da gitmeyiz. Değil yürümek, bir tıkla olsun dersi açamayız. Çünkü ”Bana şimdi uymuyor.”

Her türlü diğer iş Allah’a dair niyet ettiğimiz işin iptaline kolayca sebep. Ne güzel değil mi. İlk vazgeçtiğimiz daima Allah’a verdiğimiz sözler. Ama biz zaten böyle olsun istememiştik. Kendimizi zorladığımız ne çok alan var, düşünelim mi? Hiç istemeden, yorgunca, zorla gittiğimiz ne kadar yer var. Farklı sebeplerle kendimizi MECBUR bildiğimiz için yerine getirdiğimiz nice iş var. Sürüklenerek sürdürdüğümüz neler var. İçlerinde hiç Allah var mı?

Hastayım, uymuyor.

Misafir geldi, uymuyor.

Dışarı çıktık, uymuyor.

Canım sıkkın, uymuyor.

Boşandım, mahkeme var, uymuyor.

Evlendim, düğün var, uymuyor.

Şimdi de arkadaşlar evleniyor, uymuyor.

Çocuk doğdu, bir tane daha doğdu. Sahabenin zaten çocuğu hiç yoktu, değil mi.

Allah için iş yapmaya çalışan insanların evlerinde kesin hizmetçiler var. Hiç işleri yok, o yüzden açıp Kur’an ile çalışıyorlar. Yoksa işleri olsa nasıl yapsınlar.

Mutluluk keder, ölüm ve doğum, kavuşmak ve ayrılık, bolluk ve darlık, her biri kendi rengince beni Allah’a, Allah’ın kitabına; Rasulullah’a (sav), O’nun sözlerine sevk etmeli. ÇÜNKÜ BAŞKA BİR IŞIK YOK.

Başımıza ne gelirse, her biri bize uzaklaşmak için bahane, öyle mi? Beş dakikamız bile yok. Tesbih bile çekecek vakit yok. NEDEN O ZAMAN HEPİMİZ İNSTAGRAMDAYIZ BOY BOY. Kopyalarımız mı var orada? Oraya yeten vakit neden 10 dakika olsun Allah için bir ders dinlemeye yetmiyor…

Kendimiz, sevdiklerimiz ve evlatlarımız için endişeliyiz. Güzel yarınlar istiyor, uğraşıyor çalışıyoruz. Biz çalışırken ölüm ensemizden üflüyor ve ”buradayım” diyor.

Ölüme dönüp şey mi diyeceğiz: ”Şu an bana uymuyor.”

Harika olanı yapmak zorunda değiliz. Her şeyi aynı anda yürütemeyebiliriz. İniş çıkışlar yaşayabiliriz. Her dönemin farklı bir imtihanı, sorumluluğu zorluğu var, evet. Ben seni anlayamam. Yükünü bilemem, dışarıdan konuşmam çok kolay, doğru. AMMA ALLAH SENİN İÇİNDEKİ HÂLİ BİLİYOR. İMTİHANINI BİLİYOR ve evet bütün bunlarla beraber çabanı, kulluğunu bekliyor. Çünkü yapmazsan, yapmazsak ruhumuz tükenir. Karanlığımız artar. Dünya hiç bitmeyecek gibi gelir. Sarhoş oluruz. Kendimizi unuturuz.

Ölüm geldiğinde, meşgul olduğumuza dair onu ikna edemeyiz.

Ölüm geldiğinde, bu gevşekliği izah edemeyiz.

Şu an uymak zorunda. Çünkü şu an yaşıyoruz. 

Ebû Hüreyre”den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

“… Size bir şeyi yasakladığım zaman ondan kaçının. Bir şey emrettiğim zaman gücünüzün yettiği ölçüde onu yerine getirin.”

(B7288 Buhârî, İ”tisâm, 2)

Hz. Âişe”den rivayet edildiğine göre,

Resûlullah”a (sav), “Allah katında amellerin en sevimlisi hangisidir?” diye soruldu. Resûlullah, “Az da olsa devamlı olanıdır.” buyurdu.

(M1828 Müslim, Müsâfirîn, 216)

“Öyle erler vardır ki, onları ne ticaret ne de alışveriş Allâh’ı zikretmekten, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin (dehşetten) allak bullak olduğu bir günden (kıyâmetten) korkarlar.” (en-Nûr, 37)

“Ey îmân edenler! Sakın mallarınız ve evlâtlarınız, sizi Allâh’ı zikretmekten alıkoymasın! Kim böyle yaparsa, işte onlar hüsrâna uğrayanların ta kendileridir.” (el-Münâfikûn, 9)

“Rabbinin ismini zikret ve herşeyden kendini çekerek yalnızca O’na yönel.” (Müzzemmil Suresi, 8.)

“Ve sabah, akşam Rabbinin adını zikret.” (İnsan Suresi, 25. ayet)

“Beni zikrediniz, anınız ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin ve küfre sapmayın.” (Bakara Sûresi / 152)

“Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?” (Kamer Suresi, 32)

Şu an uygun değil misin?

Hâlâ mı..

Share:FacebookX
Join the discussion