1-İnsan Nerede, Ne zaman, Nasıl Öleceğini Bilebilir mi?

1-İnsan Nerede, Ne zaman, Nasıl Öleceğini Bilebilir mi?

Cevap: Elbette bilemez ancak tahmin edebilir. Necip Fazıl’ın bir şiiriyle başlayalım:

 “Büyük randevu. Bilsem  nerede, saat kaçta?

Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta!” 

İnsan nerede, ne zaman, nasıl öleceğini nasıl tahmin edilebilir? Buyurun birlikte bakalım.

Alemlerin rahmet elçisi Resulullah (sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.”

Evvela bu hadisin buyrulma nedenine bir inelim.  Efendimiz sav arkadaşlarıyla bir mecliste otururken bir ayet iner, inen ayet Tahrim Suresi 6. ayet “Ey insanlar! kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” Bu sırada orada bulunan genç bir sahabe beti benzi atmış bir şekilde usulca kalkar, evine gider ve birkaç gün boyunca ortalarda görülmez. Bu hal Efendimiz’in dikkatini çeker ve o genç sahabeyi sorar, öğrenir ki hastalanmış. Hemen arkadaşlarıyla birlikte kalkar, evine ziyaretine gider, kapıyı çalar, babası kapıyı açar Efendimiz’i karşısında görünce buyur ‘’Ya Resulallah’’ der, Efendimiz (sav)  ‘’Kardeşimizi ziyarete geldik.’’ der. Bunun üzerine babası hasta yatağında yatan oğluna seslenir: ‘’Oğlum, Resulullah seni ziyarete geldi.’’ Genç sahabe bunu duyduğu gibi yatağından fırlar, Efendimiz’in boynuna sarılır ‘’Hoşgeldin Ya Resulallah’’ der ve oracıkta, Sine-i Muhammed’de ruhunu teslim eder. Bunun üzerine Efendimiz sav “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.” hadisini buyurur. Genç sahabedeki şerefi bir düşünün ki; mahşer günü Efendimiz’in göğsünde haşr olunacak. Nasıl bir yaşam, nasıl bir Allah korkusu ki; karşılığı Habibullah’ın göğsünde haşr olunma. Bu hadis sadece o genç sahabe için söylenmedi, bütün insanlık için geçerli bir kaide oldu.

Efendimiz (sav)’in hadisine dayanarak soralım: İnsan nerede öleceğini bilebilir mi? En çok nerede bulunuyorsa muhtemeldir ki orada. En çok camide vakit geçiriyorsa camide, en çok ilim meclisinde vakit geçiriyorsa ilim meclisinde, en çok çarşıda pazarda vakit geçiriyorsa çarşı pazarda. Gitmemiz gereken yerlerde bulunursak orada, gitmememiz gereken yerlerde bulunmazsak orada, Azrail (as) öyle bir zamanda gelir ki ölmek isteyeceğimiz bir yerde emaneti alır gider. Zahid Kotku Hazretleri bu hususta der ki: Ölmek istemeyeceğin yerde bulunma.

Ne zaman?

İnsan en çok neyle meşgul oluyorsa muhtemeldir ki o zaman. En çok tesbihatla meşgulse tesbih ederken, en çok Kur’an ile meşgulse Kur’an okurken, en çok ibadetle meşgulse ibadet ederken, en çok alışverişle meşgulse alışveriş yaparken.

Nasıl?

İnsan en çok neyle meşgulse muhtemeldir ki o şekilde. İnsanın yatağına yattığında neyi düşünüyorsa, uykusunu ne kaçırıyorsa, sabah uyandığında aklına ilk ne geliyorsa, kalbi neyle meşgulse o şekilde. Nakşibendi Hazretlerine bir gün ‘İnsan nasıl olmalı” sormuşlar şöyle buyurmuş: Son nefeste nasıl ölmek istiyorsa öyle olmalı.

Dili dualı, dudakları zikirle kıpır kıpır, ibadeti düzenli, ilmi ve sebatı yerinde kişi çok muhtemeldir ki tam olarak orada, o zaman, o şekilde Azrail Aleyhisselam’ı karşısında bulacak. Bu bir kaidedir, istisnaları elbette vardır ancak istisnalar malumdur ki kaideyi güçlendirir. İnsan nazarında pek makbul görülmeyen bir kişi iman üzere ölebilir mi, tabii ki ölebilir. Belki aldığı bir dua, belki ettiği bir dua, belki işlediği salih bir amel kamil bir imanla göçmesine vesile olabilir, belki de o kişi sadece insanların nazarında makbul değildir, kaidenin istisnası dediğimiz durum budur.

Burada filan kişileri düşünmek yerine teraziye kendimizi koyalım, kendimizi tartalım. Biz nerede, ne zaman, nasıl gideceğiz bunu dert edinelim.

Yazar: Burak Can

Yorum yap